Home Map E-mail
 
Eng |  Հայ |  Türk |  Рус  |  Fr  

Başlangıç
Ana
Misyon
Müdürün sözü
Bize ulaşın
Soykırım öncesi
Ermenistan Tarihi
Resimler
Ermeni Soykırımı
Soykırım Nedir
Ermeni Soykırımı
Kronoloji
Ermeni Soykırım resimleri
100 Fotoğraf hikayesi
Ermeni Soykırım haritası
Kültürel Soykırım
Hatırla
Belgeler
Amerikan
İngiliz
Alman
Rus
Fransız
Avusturyalı
Türk

Araştırmalar
Kaynakça
Kalanların hikâyeleri
Şahitler
Medya
Alıntılar
Genel alıntılar
Tanıma
Ülkeler
Uluslararası örgütler
Taşra yönetimleri
Kamusal dilekçeler
Etkinlikler
Delegasyonlar
Museum G-Brief
Haberler
Konferanslar
Linkler
   Müzesi
Bilgi
Ziyaret
Daimi sergi
Geçici sergi
Online sergi  
Gezici sergi  
Anma Kartları  
   Enstitüsü
Amaçlar
Yayınlar
Bilimsel dergi  
Kütüphane
ESME kolleksiyonu
   Tsitsernakaberd Anıtı
Tanıtım ve tarih
Hatıra Parkı
Anma Günü
 

Armenian General Benevolent Union
All Armenian Fund
Armenian News Agency
armin
armin
armin
armin
armin



Haberler

«Türkler onların başını baltalarla kesip, Firat nehrine atmaya başlamışlar»

HAKOB HOVHANNESI MUTAFYAN’IN TANIKLIĞI
(D. 1980, DEIR-ES-ZOR)

09.08.2016


Hakob Mutafyan büyükbabasını anlatıyor. Onun anlattıklarına göre büyükbabası Hakob Ermeni Soykırımı günlerinde ebeveyniyle birlikte Urfa Karmurç koyünden sürgün edilmiştir. Onlar aç-susuz, yakıcı güneş altında bitap şekilde yayan olarak Der Zor’a ulaşmışlar. Türkler onların başını baltalarla kesip, Firat nehrine atmaya başlamışlar.

«Babamın babası Hakob, Ermeni Soykırımı günlerinde ebeveyniyle birlikte Urfa Karmurç koyünden sürgün edilmiştir. Onlar aç-susuz, yakıcı güneş altında bitap şekilde yayan olarak Der Zor’a ulaşmışlar. Orada onların başını baltalarla kesip, Firat nehrine atmaya başlamışlar. Firat nehri sularının Ermeni kanıyla kızıllaştığını anlatırlar. Büyük babam Hakob, kırımdan mucize eseri sağ kalır. Bir Arap bedevi koyunlarını otlatması için onu alıp götürmüştür.

Yıllar sonra Hakob kendisi gibi yetim bir Ermeni kızla evlenmiş, üç oğlan ve iki kızları olmuştur. Babalarının hatırına, Hakob'un üç çocuğu da ilk erkek çocuklarının ismini Hakob koymuşladır. Öyle ki benim ismim de büyük babamın adı olan Hakob’dur.

Bizim Mutafyanlar sülalesi şimdi de Der Zor’da уaşar ve sahip olduğu müreffeh konumla tanınmıştır. Hesaplamaya kalkarsak büyuklü-küçüklü 25 kişi oluruz.

Der Zor’da 10-15 Ermeni veya yarı-Ermeni aileler var. Ermeniler yerli Araplarla iyi ilişkiler içindedirler. Onlar iyi kalpli ve misafirperver insanlardır. Arap bedevil aşiret reisleri sıkça bize misafir gelirler. Onlar her zaman Ermeni sürgünlere ilişkin büyüklerinden duyduklarını, Osmanli zaptiyelerinin Ermeni çilekeşleri nasıl gruplar halinde Der Zor’a kadar getirdiklerini ve yok ettiklerini, bedenlerini Firak nehrine attıklarını hatırlar ve anlatırlar.

Onun için şimdiki Der Zor kentinin tam ortasına, birbuçuk milyon masum Ermeni şehitlerin anısına Ermeniler 1991’de Kutsal Şehitler Kilise-Anıt kompleksini tesis ettiler.

Bizim Der Zor’dan arabayla yaklaşık iki saat uzaklıkta Markade tepesi var.Arap bedevi aşiret reislerinin şehadetine göre, bu isim Ermenilerin kırıldığını gören Araplar tarfından konmuştur. «Markade Arapça ‘rakkadda’ kelimesinden gelir ve haddi hesabı olmayan yığılmış cesetler anlamındadır. O tepenin Ermeni cesetlerden meydana geldiğini söylerler. Bugüne dek, eğer о tepenin toprağını, elle biraz eşelersen, içinden şehitlerin kemikleri dışarı çıkar. 1996’da orada bizim aziz şehitlerimizin naaşları üzerine Surb Harutyun [Kutsal Diriliş] şapeli inşa edilmiş olup, şapelin her коşesinde camekan ardında bu kutsal emanetler sergilenmektedir.

Daha uzakta Şeddadiye denilen büyük bir mağara var. Onun ismi de gene Arap bedevilerin şehadetine göre Arapça ‘şedda’kelimesindendir; bu korkunç feci olayların meydana geldiği yer anlamına gelmektedir.

Yaşlı Arap bedeviler Osmanli zaptiyelerinin Ermeni sürgünleri getirip о büyük mağaraya doldurduklarını, girişi kapattıklarını ve ateşe verdiklerini anlatırlar. Orada sadece Ermenilerin külleşmiş kemikleri kalmıştır.

Der Zor’a kim gelirse, bu yerleri görmeden geri gitmez. Fakat şimdi son yıllarda Şeddadiye yakınlarında petrol keşfedilmiştir, onun için Suriye hükümeti oraya gitmeyi yasakladı. Fakat о iki mekanın, Markade ve Şeddadiye isimlerini, Ermeni kırımlarını kendi gözleriyle gören bedevi Araplar koymuşlardir.

O zaman birçok Ermeni kızlar ve oğlanlar farklı şekillerde Dacik’lerin elinden, çıplak ve aç şekilde Arap çöl bedevilerinin yanına sığınarak kurtulabilmişlerdir. Onlar Ermeni kızlarının yüzünü, kendi geleneklerine göre, mavi mürekkeple dövmüş, hepsini müslümanlaştırmış ve yıllarca kendi yanlarında saklamışlardır. O Ermeniler büyümüş, kendi ana dillerini kaybetmiş, Araplaşmışlardır, fakat kendi atalarının Ermeni olduğnu hatırlayanlar hala vardır.

Sözümü bir örnekle teyid edeyim. Bundan bir-iki sene önce, 20-22 yaşlarında iki Arap genç gelip kapımızı çaldılar. Ben kapıyı açtım, iki Arap köylü oğlanlar olduğunu gördüm. Onların üst başlarından Der Zor köylerinden oldukları belliydi.

Onları içeri davet ettim. Gelip oturdular, hüzünliü şekilde konuşmaya başladılar. Birinin büyük babasının Ermeni olduğu ve Ermeni kırımlarından kıl payı kurtulduğu ve adınıın Karapet olduğu; diğerinin de büyük annesinin Ermeni olduğu, adının Mariam olduğu ortaya çıktı. О çocuklar Arap isimleri taşımalarına rağmen, kendi yaşadıkları köylerde şimdiye dek, kendi sıfatları, yani ek isimleriyle, birinin ‘Karapet', diğerinin ‘Mariam'olarak çağırdıklarını söylediler.

O iki çocuk duyduklarının doğru olup olmadığını, Ermenilerin Ermenistan isminde bir ülkeleri olduğu, Türk-Azerilerin elinden Karabağ'ın kurtarıldığı, Karabağ zaferinden sonra oraya gidip, orada yaşama hakkı olup olmadığı, oraya gidenlere Karabağ hükümetinin işlemeleri için toprak, tarla, ev yapmaları için para verip vemediklerini sorgu sual etmeye başladılar. Dolayısıyla kendileri Karabağ’a gitmek ve oraya yerleşmek için kime başvuracalardı.

Ben onlara tavsiyelerimle yol gösterdim; bizim üç kardeş olarak, Ermenistan'in başkenti Yerevan'da farklı üniversitelerde ögrenim gördüğümüzü söyledim. Ve, kendilerinin Halep Ermeni başkonsolosuna başvurmalan gerektiğini ve oranın bu işi halledebileceğini söyledim...


Öyle ki, Suriye çöllerinde binlerce asimile olmuş, yabancılaşmış, fakat kendi milli kimliklerini hala koruyan zorla dini değiştirilmiş Ermeniler var, bunlar bariz değil, fakat Ermenistan ve Karabağ’da onların yeniden iskanını tertiplemek, zannederim, yurdumuz hükümetinin kutsal görevidir.


VERJINE SVAZLIAN. Ermeni Soykırımı: Hayatta kalan görgü tanıklarının anlattıkları, 69 (384), EC UBA ‘’GITUTYUN’’ BASIMEVI, IKINCI BASKI, ERIVAN, 2011, S. 823-825.











FOLLOW US



DONATE

DonateforAGMI
TO KEEP THE MEMORY OF THE ARMENIAN GENOCIDE ALIVE

Special Projects Implemented by the Armenian Genocide Museum-Institute Foundation
“AGMI” foundation
8/8 Tsitsernakaberd highway
0028, Yerevan, RA
Tel.: (+374 10) 39 09 81
    2007-2021 © The Armenian Genocide Museum-Institute     E-mail: info@genocide-museum.am